ARİSTOKRASİNİN AĞABABALARI!!! ESKİ YUNUN POLİS DEVLETLERİ
Peki kim bu eski Yunan polisleri… Polis derken aslında o
zamanın küçük devletçiklerinden bahsediyorum. Hani çoğumuzun ismini duyduğumuz
Atina veya içerisinde yenilmez fit vücutlu savaşçıların bulunduğu Sparta
gibi.İşte eski Yunan’ın doğuşunun
kısacık bir özeti. J
M.Ö 12. Ve 11. Yüzyıllar arasında Yunan yarım adasını Dor’lar
adı verilen bir kavim işkal etmiştir. Bu işkal hareketine karşı direnemeyen ve
kaçmak zorunda kalan bölgenin yerli halkı Akha’lar bölgenin bazı yüksek
kesimlerine, ege kıyıları ve adalarına yerleşmek zorunda kalmışlardır. Zamanla
bulundukları bölgelerde yeniden saldırıya uğramamak için ve uğrasalar bile
saldırıları savabilmek için yaşam alanlarının etrafını surlarla çevirmişlerdir.
Aslında bu durum ilerleyen yüzyıllarda ‘’Polis’’ diye adlandırdığımız site
devletlerinin oluşmasına temel hazırlamıştır.
Bu saldırı ve işkaller neticesi
dağılan Yunan yarım adasında ki bu devre, Yunan ilk çağı veya Yunan karanlık
çağı denilmektedir. Çünkü durum gerçekten karanlıktır. Daha çok ilkel bir
yönetim benimsenmiştir bu devirde . Bunun sebebi ise dağılan toplumların kendi
kendilerine yetme çabalarıdır. Bu çabalarının neticesinde kabile reisleri ile yönetilme süreci başlamıştır.
Bu kargaşalı dönemin hemen ardından
da Yunan orta çağı dediğimiz zaman dilimi başlamaktadır. Bu zaman dilimi ise M.Ö. 12. Ve 10. Yy.
kapsamaktadır. Kargaşa artık son bulmuş ve yeni bir düzen kurulmaya
başlamıştır. Tarımsal faaliyetlerde gözle görülür bir iğleşme ve ticari
faaliyetlerde de bir hareketlilik gözlemlenmektedir. Aslında gelişen ticari
faaliyetler sonra ki yüzyıllarda ortaya çıkacak ve yönetimde hak iddia edecek
ticaret sınıfının temellerinin atılmasına sebep olmuştur. Sürekli gelişme
kaydeden toplumlarda birleşmelere gidilmiş ve yönetim şekli kabile şefliğinden artık krallık
rejimine dönüşmüştür. Krallıkla yönetilmeye başlayan bu yeni toplumlar da
kral karar yetkisine sahip olmasına
rağmen, büyük ailelerden kendisine danışmanlık yapması için meclisler
oluşturmuştur.
Hâl ve vaziyet böyle seyrederken
oluşturulan bu grup zamanla toplumun ileri gelen sınıfı diye bileceğimiz aristokrasi sınıfının oluşmasını sağlamıştır. Tarımda ki
ilerleme ve ticaret de bu sınıfın zenginleşmelerine ve yönetimde daha fazla
hak iddia etmelerine sebep olmuştur.
Neticede de krallık sistemi bu baskılara dayanamamış ve hakları ‘’majistra’’ denilen eski
kabile ve aile şeflerinin soyundan
gelenlere geçmiştir. Bu gelişmeler yaklaşık olarak M.Ö. 8. Ve 7. Yy. arasına
denk gelmektedir.
Böylelikle farklı Polis devletlerinde zamanla yaşanan bu değişiklikler
gelişmeler veya tarihi olaylar ‘’zengin
azınlık’’ dediğimiz ‘’aristokrasi
ya da oligarşi’’ yönetiminin
oluşmasını sağlamıştır. Kral artık bu yönetim sisteminde soyluların seçip
göreve getirdiği bir görevli durumundadır.
Tabi ki mesele aristokrasinin
gelmesiyle ve zengin azınlığın yönetimi devralmasıyla hallolmamış aksine toprak
zenginlerinin yanında ticaretten dolayı zenginleşen bir sınıfın doğmasına ve
onların ‘’bizde yönetimde olmak istiyoruz’’
demesiyle daha karmaşık bir hâl almaya başlamıştır. Ortaya yeni çıkan bu
ticaret sınıfı ve zenginliklerinin kaynağını topraktan alan kendilerine soylu
diyen aristokrat sınıfı arasında ki bu çatışmaların çözümü için hakem veya
arabuluculara bırakılmıştır. Arabulucular da zamanında bulunan fakat yazılı
halde olmayan; günümüz gelenek ve göreneklerine benzer, kuralları soruna çözüm sağlayabilmek için yazılı hale
getirmişlerdir. Hatta bunlara örnek olarak da Aristotolesin anlattığı Drakon’un
ve Solon’un yasaları verilebilir.
Fakat ne olursa olsun arabulucuların
çabaları ve yazılı yasalar oluşturulması bu çekişmeyi hiçbir şekilde çözüme
kavuşturamamış ve mevcut yönetim yıkılmaya doğru yol almıştır. Aristokrat
yönetimin yıkılmasıyla yerini kısa sürelide Tiran yönetimi almıştır.
İşlerin böyle sarmaş dolaş bir hal alması ve her gelen devirin beraberinde
getirdiği sıkıntılar ortaya yeni yönetim şekilleri ve yeni oluşumların
çıkmasının sebebi olmuştur.
Bundan sonra ortaya çıkan tiran yönetimi ve
daha sonra ki gelişmeleri bir sonraki yazımda anlatmaya çalışacağım. Gelin
görümce çekememezliğine bundan tam 2500 yıl önce devlet yönetiminde maruz kalan
günümüz demokrasi sisteminin babası eski Yunan
devletleri bunların neticesinde nereye varacaklar? Hep beraber göreceğiz
JJJ
Adem Uğur
ŞEKER
Yorumlar
Yorum Gönder